bu kadar...

• 4.5.2007 - yalnız...

Yalnızlığın en kötüsü hangisi biliyor musun.. kalabalık içindeyken yalnız olmak.. hayatın bir taraftan aktığı, senin içinde bir taraftan var olduğun ama içinde kocaman bir hiçlikle var olduğun zamanlar.  

Çevrende bin tane adamın olduğu ama bir tane bile insanın olmadığı. Sadece günlük hayatında var olan ama hayatına bir türlü dahil olamayan insanlar.

Yalnız ve bir başına bir hayatı yaşadığın zamanlar. Ömrünün en güzel zamanlarını koca bir hiçlik ve yalnızlıkla geçirdiğin zamanlar. Hiçlerle dolu, yoklukla dolu, kaybolmuşlukla dolu zamanlar..

Herkesten uzak ve yalnız yaşamak… Ağlayacak , anlatacak , dinleyecek bir omuzun bulunmadığı bir yerde yaşamak… Sevdiklerinin, güvendiklerinin olmadığı, kaçacak bir yerinin olmadığı bir yerde yaşamak..

Hayallerini, ümitlerinin, yaşamının gecelerde yavaş yavaş kaybolduğu yerde yaşamak.. Kaybolmak, yitmek, görünmez olmak…

Söylenecek o kadar şey varken tek dinleyeninin duvarlar olduğu yerde yaşamak.. kapının sadece çöp için çalındığı bir şehirde yaşamak..bazen çiçeklerine  bazen de bilgisayarına anlattığın yerde yaşamak..Güya BÜYÜK olan şehirde kaybolmak..  uzakta ve yalnız..

Tek başına yediğin, tek başına gezdiğin, tek başına savaştığın bir yerde yaşamak..işte bütün yaşam, bütün hikaye..

Yalnız ve kimsesiz..

Kimsesiz ve yalnız…

Aldatılmış ,kandırıldırılmış, aldanmış..

Bir sürü insanla ama insansız…

YALNIZ..

Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

• 24.11.2005 - Öğretmenler günün kutlu olsun...

Yorum (1) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

• 26.10.2005 - GİDEMEZSİN

 

 

Bu inanılmaz bir şey.

Garip bir şey.

Ne zaman çekip gitsen bu şehirden, benzerin onlarca, yüzlerce kişi sokağa dökülüyor. Sen buradayken nerelere gizlendiklerini çözemediğim onlarca insan, ortaya çıkıveriyor birden.

Sanki yokluğunu kolluyorlar.

Nereden ve nasıl haber alıyorlar bilemiyorum. Kim söylüyor gittiğini?

Rüzgarın şiddeti arttığında, gece daha karanlık ve ıssız olduğunda, gündüzler üstüme geldiğinde ben karmakarışık oluyorum. Onlar da sensiz kaldığımı hemen anlıyorlar.

Kimden haber alıyorlar bilmem, ama alıyorlar.

Daha sen yok olur olmaz, hemen köşe başından senin gibi yürüyen birisi çıkıyor. Aynı kısa ve çekingen adımlarla, sanki sen. “Gözlerimi kapasam, kaç adımda yanımda olacağını hesaplasam” diyorum.

Birde senin gibi gülen birisi var bu yakınlarda. Tam işime dalıyorum ki, arkalardan bir yerlerden kahkahan…

İnanılır gibi değil.

Senin kahkahan.

Alışık olmadığım, pek seyrek duyduğum, ama duyduğumda, en içimde hissettiğim kahkahan.

Ne zaman çekip gitsen bu şehirden sana benzeyen, senin gibi gülen, senin gibi konuşan, yürüyen, bağıran, sitem eden, oturan onlarca insan tek tek karşıma çıkıyor.

Fakat ben seni bekliyorum. Gittiğini bilmekle birlikte, inadına bekliyorum.

 

Bir gelsen mevsim bahar olacak.

…”

F.Ü.ŞEN

Yorum (2) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

• 4.9.2005 - Şimdi sensizlik oturuyor kalkıp gittiğin yerde...

Bu sabah uyandığımda karşımdaki yatağa gözüm takıldı.En son sen yapmıştın.Halen kokun var yastıkta ve pikede nasıl düzelttiysen öyle duruyor.Ne dokunabiliyorum ne de dokunulsun istiyorum.Yattığım yerde seyrettim öylece... o boşluğu.Bugun içim buruk nedeni bilmiyorum.Aslında biliyorum.Ne zaman  sana özlem duysam böyle oluyorum.Takılıp kalıyorum senin gezindiğin bu eve.Özlemim beni size bile sürüklüyor.Ama aradığımı bulamıyorum...Pazar ama çalışıyorum.yogunluğun içinde kulağıma bir şarkı çalındı.Bak dinle...

 

Bir garip hüzün çöker insana
El ayak çekilince

Tek başına kalırsın dünyada
Etraf sessizleşince

İnan bu ev alışamadı
Hiçbir zaman sensizliğe

Şimdi sensizlik oturuyor
Kalkıp gittiğin yerde

Yalnızlığa elbet alışır bedenim
Yalnızlıkla belki de başa çıkabilirim

Çok zor gelse bile yaşar öğrenirim
Sensizlik benim canımı acıtan

Bir derin korku düşer ruhuma
Duvarlar seslenince

Karanlık oyun oynar aklıma
Gölgeler dans edince

İnan bana alışamadım
Hiçbir zaman sensizliğe

Şimdi sensizlik dolaşıyor
Çıkıp gittiğin bu evde

Yorum (5) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

• 22.8.2005 - yürekten söylemeyi unuttugum bişi...

     Seni seviyorum...

                                                                                   (çay)

 

Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

• 14.8.2005 - gitme vakti... :(

Az sonra bir 10 ayımı daha geçireceğim şehre doğru yola çıkıyorum. Hayatımdaki en zor anlardan biri en sevdiğim yeri yani Ankara'yı geçici olarakta olsa terk etmek. Ailemi, sevdiklerimi ve şehrimi...Her sene tekrarlanan bu durum umarım en kısa zamanda sona erecek. Burada kalanlardan bir isteğim var. Canıma ve şehrime iyi bakın..

sevgiler..

Yorum (1) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

• 13.8.2005 - Tepede güneş...Yürekte yağmur...

 

Bugun Şebnem Ferah günü ilan ettim kendime...

Deli kızım uyan,

Fırtına,Vazgeçtim Dünyadan ve Yağmurlar...

 

Yürek te fırtınalar kopuyor,yağmur dolu dizgin...

 

Sil Baştan...

ve

Artık Kısa cümleler Kuruyorum...

 

Bugun böyle birgün

Canııım gidiyor... ( Vazgeçtim dünyadan la uğurluyorum seni... )

 

 

 

hayat?salla gitsin...:

sesini açsana

ee :

yetermi

hayat?salla gitsin...:

az daha

hayat?salla gitsin...:

bana kıyaaaaann

hayat?salla gitsin...:

herşeyim sendin vazgeçtim rüyalardan

hayat?salla gitsin...:

beni sevmezsen

hayat?salla gitsin...:

yağmurları sev

hayat?salla gitsin...:

bulutlar ağlasın

hayat?salla gitsin...:

sen gül güneş doğsun yeniden

ee:

ağlarım bak

hayat?salla gitsin...:

yaaaa

ee:

zaten bugun kendimi ağlak hissediyorum.

hayat?salla gitsin...:

oyyyy oy yerim ben seni

Yorum (1) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

• 12.8.2005 - Yine mi?... Gitme vakti mi?

          Bağlanmayacaksın bir şeye, öyle körü körüne.

       O olmazsa yaşayamam." demeyeceksin.
       Demeyeceksin işte.
       Yaşarsın çünkü.
       Öyle beylik laflar etmeye gerek yok ki.
       Çok sevmeyeceksin mesela.
       O daha az severse kırılırsın.
       Ve zaten genellikle o daha az sever seni,
       Senin o'nu sevdiğinden.
       Çok sevmezsen, çok acımazsın.
       Çok sahiplenmeyince,
       Çok ait de olmazsın hem.
       Çalıştığın binayı, masanı, telefonunu, kartvizitini...
       Hatta elini ayağını bile çok sahiplenmeyeceksin.
       Senin değillermiş gibi davranacaksın.
       Hem hiçbir şeyin olmazsa, kaybetmekten de korkmazsın.
       Onlarsız da yaşayabilirmişsin gibi davranacaksın.
       Çok eşyan olmayacak mesela evinde.
       Paldır küldür yürüyebileceksin.
       Ille de bir şeyleri sahipleneceksen,
       Çatıların gökyüzüyle birleştiği yerleri sahipleneceksin.
       Gökyüzünü sahipleneceksin,
       Güneşi, ayı, yıldızları...
       Mesela kuzey yıldızı,senin yıldızın olacak.
       "O benim." diyeceksin.
       Mutlaka sana ait olmasını istiyorsan bir Şeylerin...
       Mesela gökkuşağı senin olacak.
       Ille de bir şeye ait olacaksan, renklere ait olacaksın.
       Mesela turuncuya, yada pembeye.
       Ya da cennete ait olacaksın.
       Çok sahiplenmeden,
       Çok ait olmadan yaşayacaksın
       Hem her an avuçlarından kayıp gidecekmiş gibi,
       Hem de hep senin kalacakmış gibi hayat.
       Ilişik yaşayacaksın.
       Ucundan tutarak..

       CAN YÜCEL

Yorum (1) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

• 20.7.2005 - Bilmiyorum ama senin ihtiyacın var gibi geldi bana,

Kaç bahardır planlıyorsun
Çiçekli, rüzgarda açılan etekli bir elbise giymeyi?
Artık ne olursa olsun
Bu bahar esintili biri olmayı.
Tüy gibi hafif, oradan oraya uçuşmayı...

Nasılmış, nedenmiş meselesini bir mevsimlik tatil edip,
Sokağa çiçek gibi dökülmeyi...

Bilmiyorum, ama senin aklında
"fena" bir şey var gibi geldi bana.
Bu bahar göster bakalım numaranı!
Kaç bahardır planlıyorsun
- Bu sefer kesinlikle -
Erken bir bahar tatiline çıkmayı?

Hiçbir şeyin sana ait olmadığı,
Sabun kokulu bir pansiyon odasında, biraz kendine bakmayı.
Pansiyondan çıkıp kimseyle konuşmadan,
Her şeyi ceplerine doldurmuş olarak,
Gün boyu serseri gibi dolaşmayı...

Siyah - beyaz bir filmin başrol oyuncusu gibi
Uzaklara dalıp kahramanca kararların sigarasını yakmayı...

Bilmiyorum, ama sanki bu bahar
Mühim kararlar verecekmişiz gibi geldi bana.
Sanki bu bahar seçeceksin yolunu.

Peki bahar vakti seçilen yoldan hayır gelir mi?
Ama zaten hayır getirecek yollar
Hiç senin gibiler için değildi ki!
Söyle bakalım sen, kaç bahar geçirdin toprağa bulanmadan?
Şöyle çok eskiden olduğu gibi çamurdan köfteler,
Topraktan pastalar yapmadan.

Sırf yeni bitmiş otlar pembe topuklarını gıdıkladı diye
Tek başına gülümsemeden.
Söyle bakalım kaç bahar?

Elini çenene dayayıp,
Adını bile unutana kadar,
Gidip gelen karıncalara bakasın var senin.
Senin kendine bakasın var bu bahar,
Yaz sıcağı bastırmadan.

Biz de biraz anlıyorsak bu işlerden
- Her nev'i serserilikten ve
İhtiyatsız ömürler bilgisinden - biraz olsun yani,
Bu baharı kendine ayır derim.

Bilmiyorum ama kafanın içinin
Bir bahar temizliğine ihtiyacı var gibi geldi bana.
İyi olmaz mıydı yani, açıp başımızı,
Çıkarsak beynimizi,
Yıkasak bakir leğenlerde.
Sabun tozlarıyla, çitileye çitileye.
Söyle foşurdata foşurdata.

Bilmiyorum ama senin ihtiyacın var gibi geldi bana,
bu bahara.
Biraz kendine bakmaya...

İyi baharlar...

Sapphire's Scribbles

 

 

 

Temmuz sıcağında bunları söylemek belki biraz yüreğimizi serinletir.Nedersin Ebet ??

Bağlantı

• 13.7.2005 - iyiki doğdun...

hayatını ben ve dertlerimle harcayan, kendinden önce hep beni düşünüp kollayan can dostum emel... iyiki doğdun ve iyiki varsın..tüm yaptıkların için teşekkürler...

seni seviyorum..

Bağlantı

Hakkımda

Baştan beri yalnız...

Bağlantılar

Ana Sayfa
Profilim
Arşiv
Arkadaşlarım
e-posta
Blog RSS

Arkadaşlar

okay YILDIZ
ee
Sayfa Güncel Sayfa:1 Toplam:2
| Sonraki Sayfa